Soft mu Hard mı?

Size boğucu karşılaştırmalarla uğraştırmayacağım ama en derin tecrübelerimden birini paylaşarak kararı size bırakacağım.

Şöyle ki:

Çalıştığım ofiste dekoltesever çıtırlar grubunun başını çeken bir çıtır olarak ve diğer çığırların da yüksek müsaadesini alarak yakışıklı boy’larla ilk önce ben çıkarım. Çünkü en sütun bacaklı, en geniş kalçalı ve en ince belli olan benim. seçer, sevişir, sıramı savarım. bakmam gözlerinin yaşına yaşına, sıkılırsam postalarım.

Romantizmden asla hoşlanmam. hedefim belli, okum her daim gergindir. saplar, kanırtır, yakarım. partilerde avlanır, avımı çıtır kankilerimle muhakkak paylaşırım.

Geçen, benden habersiz, bir çıtır, takmış koluna filinta gibi bir uçak mühendisini bu benim sevgilim diyerekten herkese tanıştırıyor. yağız’mış adı. üçgen vücutlu bir yunan tanrısı. bir omuzundan asalet, öteki omuzundan fiber hızlı bir libido akıyor. çakıp geçenlerden. seçilmeyip seçenlerden. dedim noluyoruz, ne ara tanıştınız? seni ilgilendirmez, diyor uyuz. dedim öyle mi. dedi öyle.

İnsta’dan yazdım hemen yağıza: “selam yunan tanrısı? dinine tabi olabilir miyim?” gülücük koydu hemen. düzenli spor yapmanın faydalarıymış. çocuğu diyetisyen tartısına çıkarsan yüzde sekseni kas, yüzde yüzü sex çıkar. o kadar çekici ve o kadar güçlü ki.

Sinem’i çok sevdiğini ve evlenmeyi düşündüğünü falan söyledi (yersen!). ama dedim bilmen gereken bir şey var ki sinem hasta ve bu sizin için ileride sorun oluşturabilir. nasıl yani, dedi, üzüldü. kahrından ölmeye ramak kalmıştı ki konuya açıklık getirdim. yanlış anlama öyle bir hastalık değil, sadece küçük bir davranış bozukluğu. sinem el üstünde tutulmayı pek sevmez, kendisini aldatmayan boy’larla değil evliliğe tatile bile gitmez. onu elinde tutmak istiyorsan aldatmak zorundasın dedim.

“bana yardımcı olur musun?” dedi. neden olmasın dedim. planımız şuydu: hep birlikte yurt dışında bir yerlere gidecek, gittiğimiz yerde de sinem’in gözüne soka soka, sinem’i delirte delirte aldatıverecektik. bir taşla kaç kuş vuracağımı hesaplayamamıştım bile.

Sinem uzun zamandır belgrad’a gitmek istediğini söyleyip dururdu, gece hayatının iyi olduğunu duymuş falan. dedim kızları da alalım, yağız’la sen de gelin, hep birlikte belgrad’a gidelim. hem işten de biraz uzaklaşmış oluruz, kafamız dağılır. fena fikir değil, dedi, okeyledi.

Havaalanındayken başladık tabi biz yağızcığımla ufak dokunuşlara. valizimi taşımalar, düşeyazarken belimden tutmalar, yanağımdaki kirpiği almalar falan. ateşimizin odunlarını itinayla diziyor, sinem’i her hamlemizden haberdar ediyorduk.

Bütün dokunuşlarımız sinem içindi. sinemle yağız’ın ultra aşk dolu gelecek vaat eden birlikteliklerini kurtarmak için çırpınıyorduk. bir hastayı iyileştirmek kadar masumaneydi yakınlaşmalarımız, bir ilacı bir yaraya enjekte etmek gibi. cool ve sexy ve yardımseverdik.

“akşama coşar mıyız kızlar?” dedi yağız. “hem coşar, ve hem de taşarız” dedim. sinem’in gözleri üzerimde. “artık bu gece bir çapkınlık yaparsın” dedi, yağız’ın beline sarılarak. merak etme tatlım dedim, o iş bende.

Bir yere bağlı kalmak istemedik, eğlence mekanlarının birinden çıkıp diğerine daldık, içtik, coştuk delirdik. yağız’ın elleri bir sinem’in belinde bir benim. kulağımda fısıldıyor sürekli: çok güzelsin, harika dans ediyorsun, çıldırtıyorsun beni, kaçalım mı şimdi, hadi şimdi…

Boş bir koridor bulup yapıştık birbirimize. dudaklarımız danstan kopamıyor, ağızlarımız perçinlendi, dillerimiz salsa yapıyor. bedenlerimizi tanıyoruz hızlıca, elleri kalçalarımda, ellerim boynunda. hiç bitmesin bu dans. bu gece hiç bitmesin. sinem her an gelebilir. gelirse gelsin. biri bizi görebilir. görürse görsün.

Akalım hadi aşka, bütünleşsin artık bedenlerimiz. müziğin sesi kulaklarımızda. sert olsun bebeğim, lütfen sert olsun. evet işte böyle, aynen böyle, bırakma asla, asla bırakma, devam devam devam. mutluluk ve haz. mutlu et beni tatlım. çıldırt hadi, acıma, bas. gir kanıma gir, içimde kal. bekle bekle bekle. ıııaaahh!

Yok böyle bir mutluluk. böyle bir haz yok.

Hard diyorum size beybiler, sert diyorum, başka da bir şey demiyorum.

Elbiselerimin yırtıldığını sonradan fark ettim, kalçalarımda oluşan morluklar yüzünden de uzunca bir süre bikini giyemedim.

Haftaya yağızla sinem’in düğünü var, nikah şahitliklerini bana yaptıracaklar. ne de olsa bu birlikteliği bana borçlular.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın