Uzunluk Meselesi

Öyle buyurmuş atalarımız. Önemliymiş uzunluk. Ve tabi bir de kalınlık. Tarihler bunu yazmış, diller hikayeler bunu aktarmış. Uzun, İlla daha uzun olmalıymış. Aşkın anahtarı, üremenin tılsımlı aksesuarıymış uzunluk, bereketmiş, aşkmış. Uzunlar taçlandırılır, kısalar yerden yere çalınırmış.

Ne fark varsa sanki arada? Uzuv aynı uzuv, sperm aynı sperm. Değil mi? Değilmiş işte. Şey varmış çünkü bütün bunlardan daha elzem sayılan: haz.
Hazza ulaşmak için uzun, hazda kaybolmak için uzun. Aşka tutunmak için uzun, aşkla yoğrulmak için uzun. Uzun kere uzun. Uzun ötesi uzun. Uzundan öte uzundan ziyade. Uzun ola hayrola.

Hücreden hücreye akan, aktığı hücreyi yakan. Yaşama ivme, canlılığa ritim katan. Acıtan, kanatan, kanırtan. Olmazsa olmazımız. Güzel bir yalanımız. Aşk demişler adına. Kah yaramız kah yara bandımız. Onun da hayaliymiş uzunluk, arzuladığıymış. Pekiştiricisi belki de, gurur kaynağıymış.

An kısa ömür kısa. Gün kısa geceler kısa. Her yanımız kısalıklarla donatılmış da olsa uzuna meyletmiş bir kere havsalamız. Kısaları sevimli bulsak da bizler, daima uzunlara taparız.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın