Islak Aşk

Saçmalama yağmurda olmaz, dedim ama dinletemedim. Yapacakmışız illa. Çekti kolumdan, hızla indirdi aşağı. Yatakta sevişmekten bıkmış, biraz da yağmurda sevişmek istiyormuş. Islak ıslak öpmek, ıslak ıslak sarılmak.

Şarkı söylüyormuş yağmur. Dans etmeliymişiz yağmurda, rampampa rampampa. Yağmurun şırıltılı armonisine bıraktık kendimizi, çılgınlar gibi dans etmeye başladık, döndük, döndük. Yaşamak ne güzeldi, dans etmek ne güzel. Sevmek ne güzeldi ve sevişmek ne güzel.

Herhangi bir günün ikinci yarısında. İnsanlar yok, hayvanlar yok ortalıkta. Sokaklar yatak odamız, duvarlar dayanaklarımız. Google’dan bakıp yer beğendik kendimize. Falanca paralelde ve falanca meridyende. Şarıl şarıl ve hem de şırıl şırıl.

Ağırlaşan elbiselerimizi çıkarmaya başladık, birini bir sokağa ötekini diğer sokağa. Birini bir evin kapısına ötekini diğer evin balkonuna. Sabırsızlık sabırsızlık. Hadi birleşelim artık. Burada, bu çıkmaz, kör sokakta ıslanarak yanalım.

Aldı beni kucağına, ahşap bir evin kırık kapısına dayadı. Çıkardı çamaşırımı ve penisini lok lok içime daldırdı. O ıslaktı ben ıslak. Yer ıslaktı gök ıslak. Denizde miyiz yoksa okyanusta mı? Evrileyazıyoruz geriye doğru. Hazza anlam yüklemeden, aşk henüz icat edilmemiş gibi, düşünmeden ve derinden çiftleşiyoruz.

Çığlıklarım karıştı yağmura. Orgazmlarımızı hediye ettik yüce gönüllü tabiat anaya.

Eve nasıl attığımızı bilemedik çıplak bedenlerimizi. Şöminemizi harladık, battaniyelerimize dolandık. Sıcacık bitki çaylarımızla kemiklerimize kadar ısınmaya çalıştık. Fakat sonrasında zatürre olmaktan kendimizi kurtaramadık 🙁

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın