Zevkten Gebereyazmak

Kapıyı açar açmaz yapıştı dudaklarıma. Özlemiş, gebermiş bensizlikten. Yurtdışındaydı üç haftadır. Kudurmuş tenimsizlikten. Başını boynuma, ellerini kalçalarıma geçirdi. Dişleriyle acıttı, diliyle sakinleştirdi. Parfüm istemiştim vanilyalı. Koltuk altlarıma püskürttü. Kokladı, çekti, kendinden geçti. Özledin mi, diye sordu. Kendisi bensizlikten bu denli kudurmuşken “özlemedim” desem ayıp olurdu.

“Bitiyorum kız sana! Ölüyorum ölüyor!”

Elimi pantolonundan içeri daldırdım. Taşlaşmış penisini olanca dişiliğimle sardım, sarmaladım.
Yanıyordu cayır cayır. Adımı çağırıyordu. “Ela” diyordu “Ela”m” diyordu. Al beni Ela, Sar beni Ela! Sen beni Ela! Ben de seni Ela!

Bacaklarımla sarıldım vücuduna. Boynunu ısırdım, şakaklarını yaladım. Aşk sinyalleri yolladım kulak zarına. Ye bitir o zaman beni, dedim. Elmalı şekermişim gibi ye, kaymaklı kadayıfmışım gibi. Doldur beni içine, doluşayım içine. Ve çekeyim ben de seni karadelik gibi kendi içime.

Önce ayakta sonra yatakta. Dürttükçe dürttü. Dürttükçe delirtti. Ah o gidip gelmeler. O uyargan sürtünmeler. Çıplaktık ama daha da çıplak kalmalıydık. Tenin tene değmesi yetmezdi. Hücre hücreye değmeliydi. Organel organele. Daha soyunduk. Daha da çıplaklaştık.

Öyle susamıştı ki bana, öyle kanırtmıştı içimi. Bilincimi delip geçmiş, haz düzeneğimi alt üst etmişti. Ne o kendindeydi ne de ben bende. Bu farklı gecenin sabahı da farklı oldu. Yataktan uyanarak değil dirilerek kalktık. Çünkü hazdan ikimiz de gebereyazmıştık.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın